“Sahtekârlar Ligi” olmasın artık!..

2017-18 Süper Lig Fikstürü çekildi. 11 Ağustos’ta başlıyoruz kısmetse.. Yayıncı Kuruluş beIN Başkan Vekili ve Digiturk CEO’su Yusuf el Obaydli de “Keyifli bir lig vaat ediyoruz” demiş..

Ben mi ne diyorum?.
Hasan Doğan’dan başlayıp, en saygın isimleri verdiniz sezonlara.. Süleyman Seba, Turgay Şeren, şimdi de İlhan Cavcav.. Ama bir işe yaramadı..
Yıllardan beri bir “Sahtekârlar Ligi” oynanıyor.. Biz, bir “Sahtekârlar Ligi” izliyoruz.. Daha doğrusu izlemiyoruz. Hem tribün, hem de ekran başındaki seyirci sayısı hızla düşüyor.. Rakamlar gösteriyor acı gerçeği..
Kötü yönetimler, ortada mücadele edecek takım bırakmadı. İki sene Galatasaray, iki sene de Beşiktaş, kendilerine altın tepside sunulan şampiyonluğu aldılar.. Onu bile zorla aldılar.. Ortada rakip olmadığı halde..
O zaman niye gitsin seyirci?. Niye ekran önünde otursun!.
Süper Lig’in “Sahtekârlar Ligi”ne dönüşmesinin baş sebebi futbolcular.. Sahaya futbol oynamak değil, kendilerini yere atmak için çıkan futbolcular..
Kapalı tribün önünde topla giderken, rakibi dokunuyor mu o bile belli değil, kendini öyle bir çığlıkla yere atıyor ki, protokol tribününden duyuyorsunuz canhıraş feryadı.. Yerde yüzükoyun yatarken, elini de can çekişir gibi çimlere vuruyor ki. Görüntüye göre, doktor değil, ambulans gerek.
Ama hiçbiri gelmiyor. O ölümcül adam ayağa kalkıyor.. Topu dikiyor, bir de frikik atıp it gibi koşmaya başlıyor..
Bunların amacı futbol oynamak falan değil.. Birinci amaçları şov.. Tribünlere..
“Bakın ben takımım için ne tekmelere göğüs geriyorum..”
İkinci amaçları hakemi aldatmak ve rakibe kart, hatta kırmızı kart çıkarttırmak.. Bir meslektaşının ekmeği ile oynuyor acımasızca, sahtekâr!.
Maçı futbol oynayarak değil, rakibi eksilterek, futbolu öldürerek kazanacak. İğrenç kafa böyle..
Futbolcuların kaçı böyle?.
Nerdeyse yüzde 90’ı..
Nisan falandı, bir 15 yaş gurubu maçı izliyorum.. Orda da aynen öyle durum.. Futboldan önce kendilerini acılar içindeymiş gibi yere atmayı öğreniyorlar bunlar..
Futbolcu kendini zırt pırt yere atıp kıvranmaya başlayınca oyun duruyor. Kıvranma uzayınca, oyun soğuyor. Yani sahadaki futbolun kalitesi düşüyor. Bu kadar sık ve uzun uzun kesilen maçta oyun nasıl kurulur?.
Hatta hakemleri alkışlamıyor muyuz “Zırt pırt düdük çalmayarak maçı güzelleştirdi” diye.. O zaman durup dururken kendini yere atan sahtekâr oyunun güzelleşmesini engellemiyor mu?.
Bu yere atmalar böyle devam ederse, yeni sezonda da, nasıl “Keyifli” olacak bu lig, Obaydli Bey!.
Peki kim engel olacak bu sahtekârlara!.
Bir!.
Teknik Direktörler..
Ligin “Seyir değeri yükseldikçe, kendi meslek değerleri de yükselir” onu bilecekler önce.. Dikkat!. “Onur!.
Gurur!.. Vicdan!. Ahlak” gibi soyut kavramlardan değil, somut bir şeyden, aldıkları transfer ücretleri ve maaşlardan söz ediyorum. Lig tribünlerde ve ekranlarda ne kadar fazla izlenirse, gelirleri o kadar artar. Ne kadar az izlenirse, ücretler o kadar düşer.. Futbolcu zekâsı buna yetmez belki ama, deneyimli Teknik Direktör bilmeli, değil mi?.
Bizde zerre düşünen yok..
Hadi sahaya “Oynatmamak” için çıkan takımların hocaları bu aşşağılık taktiğe baş vurabilirler. Kızarım ama anlarım..
Yahu Ali Sami Yen’de sahaya kazanmak için çıkmış Galatasaray’ın başta kaptanları Selçuk her futbolcusu her pozisyonda kendini yere atar, kıvranırsa Galatasaray nasıl oyun kurar?. Her futbolcu, her sahtekârlığının ardından hakeme koşar, ona jestler yaparak seyircinin küfürlerine muhatap ederse, hakem daha onuncu dakikada Galatasaray düşmanı olursa, o maç nasıl kazanılır?.
Bunu futbolculara anlatacak bir teknik adam olmaz mı takımın başında?.
Olmaz!. Yok!.
Hiçbir takımın başında yok.. Olmadığı için her takım sahtekâr dolu.. Yerlisi, yabancısı, daha dün alt yapıdan geleni dahil..
O zaman kim önleyecek bu rezilliği?. Kim İlhan Cavcav Ligini, “Keyifli” yapacak?. Kim seyirciyi tribüne ve ekran başına koşturacak güzelliği sağlayacak?.

Kaynak: Sabah Gazetesi