Ertaş Akçelik’ten Amedspor–Beşiktaş Maçına Dikkat Çeken Değerlendirme: “35. Dakikada Maçın Hikâyesi Değişebilirdi”
- Dakikada Verilmeyen Karar Maçın Bütün Hikâyesini Değiştirdi
Hamburg Beşiktaşlılar Birliği Başkanı Ertaş Akçelik, Amedspor–Beşiktaş karşılaşmasındaki hakem kararlarını IFAB oyun kuralları üzerinden değerlendirdi: “Beşiktaş ilk yarıda kötü oynadı; bunu kabul ediyoruz. Fakat ikinci yarıda sahada bambaşka bir Beşiktaş vardı. Tam da bu nedenle, 35. dakikada verilmeyen penaltı ve kırmızı kartın maçın sonucuna etkisini görmezden gelemeyiz.”
Beşiktaş’ın Amedspor deplasmanında aldığı 3-2’lik yenilgiyi değerlendirirken öncelikle kendi takımımızın hatalarını dürüstçe konuşmalıyız.

Beşiktaş ilk yarıda kötü oynadı. Savunmadan çıkarken yapılan basit top kayıpları, rakibe verilen geniş alanlar ve savunmadaki bireysel hatalar nedeniyle kısa sürede 2-0 geriye düştük. Beşiktaş seviyesindeki bir takımın böyle bir ilk yarı oynamaması gerekir.
Ancak ikinci yarıda aynı Beşiktaş yoktu.
Devre arasında yapılan değişikliklerle birlikte takımımız daha istekli, daha baskılı ve daha üretken oynamaya başladı. Vlahovic’in golüyle farkı bire indirdik, rakip kaleye daha fazla gitmeye başladık ve karşılaşmanın sonuna kadar oyundan kopmadık. Uzatma dakikalarında gelen ikinci gol de Beşiktaş’ın ikinci yarıdaki mücadelesinin sonucuydu.
Dolayısıyla karşılaşmayı değerlendirirken “Beşiktaş zaten kötü oynadı” diyerek bütün maçı ilk 45 dakikaya indirgemek doğru değildir. İlk yarıda kötü oynayan ama ikinci yarıda toparlanan ve maça geri dönmek için mücadele eden bir Beşiktaş vardı.
- dakikada iki önemli karar birden verilmedi
Karşılaşmanın en önemli anı, bana göre 35. dakikada yaşandı.
Skor Amedspor lehine 2-0’ken Vlahovic ceza sahasında David Bates’in müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem oyunu sürdürdü, VAR’dan da herhangi bir düzeltme gelmedi. Maçın ardından pozisyonu değerlendiren eski hakemler ise Beşiktaş lehine penaltı verilmesi ve Bates’in bariz gol şansını engellediği için kırmızı kart görmesi gerektiği konusunda birleşti.

Burada yalnızca eski hakemlerin yorumlarından değil, doğrudan IFAB oyun kurallarından söz ediyoruz.
IFAB’ın 12. Kuralı, bir oyuncunun rakibine çelme takmasını, tekme atmasını veya rakibini düşürmesini doğrudan serbest vuruş gerektiren ihlaller arasında sayıyor. Bu ihlal savunma yapan takımın kendi ceza alanı içerisinde gerçekleşirse karar penaltıdır.
Aynı kuralın “bariz gol şansının engellenmesi” bölümüne göre, savunma oyuncusu rakibin açık gol fırsatını topa oynama imkânı veya niyeti bulunmadan engelliyorsa kırmızı kartla cezalandırılmalıdır. Pozisyonda Bates’in topa müdahale etmek yerine Vlahovic’in denge ayağını sağ kolu ile aşağıya doğru baskılayarak onu düşürdüğü görülüyor.
Bu nedenle söz konusu pozisyonda verilmesi gereken karar yalnızca penaltı değil, aynı zamanda kırmızı karttı.
Maç gerçekten aynı şekilde devam eder miydi?
Penaltının gole çevrildiğini düşündüğümüzde skor 35. dakikada 2-1 olacaktı. Amedspor da o dakikadan itibaren karşılaşmaya on kişi devam edecekti.
Maç yaklaşık 100. dakikaya kadar oynandı. Dolayısıyla söz konusu kırmızı kart verilseydi Amedspor, normal sürede yalnızca 55 dakika değil, uzatmalarla birlikte yaklaşık 65 dakika boyunca on kişi mücadele etmek zorunda kalacaktı.
Bu, maçın küçük bir bölümü değil; karşılaşmanın neredeyse üçte ikisi demektir.
Beşiktaş farkı bire indirmiş, psikolojik üstünlüğü ele geçirmiş ve rakibine karşı sayısal avantaj kazanmış olacaktı. Amedspor ise uzun süre bir kişi eksik oynayacağı için daha fazla koşmak, daha geride savunma yapmak ve Beşiktaş’ın ikinci yarıda artan baskısına karşı koymak zorunda kalacaktı.
Üstelik Amedspor’da maç boyunca sekiz farklı oyuncu sarı kart gördü. Cisse ise ikinci sarı kartının ardından kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Bu kadar fazla kart gören bir takımın yaklaşık 65 dakika boyunca on kişi kalması, oyuncular üzerindeki baskıyı ve yorgunluğu daha da artıracaktı.
Beşiktaş’ın ikinci yarıdaki baskılı oyunu karşısında faul sayısının artması, daha önce sarı kart görmüş oyunculardan bazılarının ikinci sarı kartla oyun dışında kalması ve Amedspor’un dokuz, hatta sekiz kişi kalma ihtimali de göz ardı edilemezdi.
Bunun kesinlikle yaşanacağını söyleyemeyiz. Futbolda oynanmamış bir senaryonun sonucunu kesin biçimde ilan etmek doğru olmaz. Ancak sekiz farklı oyuncusu sarı kart gören, fiziksel olarak giderek yorulan ve uzun süre eksik oynaması gereken bir takım için bu ihtimal son derece gerçekçidir.
Bu şartlarda “Beşiktaş yine kaybederdi” demek ne kadar yanlışsa, hakem kararlarının sonuca hiçbir etkisi olmadığını söylemek de o kadar yanlıştır.
Rashica’ya yapılan hareket neden doğrudan kırmızı kart olmalıydı?
Bir diğer ciddi pozisyon 78. dakikada yaşandı.
Milot Rashica yere düşürüldükten sonra Amedsporlu Amadou Cisse tarafından yerdeyken birden fazla kez tekmelendi. Hakem bu hareketlerin ardından Cisse’ye yalnızca sarı kart gösterdi. Cisse ancak 84. dakikada ikinci sarı kartını görerek oyun dışında kaldı.
IFAB’ın 12. Kuralı, top için mücadele edilmeyen bir anda rakibe karşı aşırı güç veya vahşet kullanılmasını “şiddetli hareket” olarak tanımlıyor. Şiddetli hareketin cezası doğrudan kırmızı karttır.
Burada önemli olan yalnızca ilk müdahale değildir. Rashica yere düştükten sonra hareketlerin devam etmesi ve yerdeki oyuncuya tekrar tekme yöneltilmesi, pozisyonu sıradan bir faul veya kontrolsüz müdahale olmaktan çıkarmaktadır.
Bu nedenle bizim değerlendirmemize göre Cisse’ye gösterilmesi gereken kart sarı değil, doğrudan kırmızıydı.
Cisse’nin altı dakika sonra zaten ikinci sarıdan atılmış olması ilk kararı doğru hâle getirmez. Doğru karar 78. dakikada verilseydi Amedspor daha erken eksik kalacak, Beşiktaş da geri dönüş için daha fazla süre kazanacaktı.
Bir başka penaltı beklentisi daha vardı
Karşılaşmada Beşiktaş’ın penaltı beklediği bir başka pozisyonda ise hakem, penaltı vermek yerine Amedspor lehine faul kararı verdi. VAR incelemesinin ardından da karar değiştirilmedi.
IFAB kurallarına göre savunma oyuncusunun rakibine dikkatsiz veya kontrolsüz biçimde müdahale ederek onu ceza alanında düşürmesi penaltı gerektirir. Bunu Beşiktaş aleyhine ciddi biçimde tartışmalı bir penaltı kararı olarak değerlendiriyorum.
Ayrıcalık değil, aynı standardı istiyoruz
Ben Hamburg Beşiktaşlılar Birliği Başkanıyım. Elbette bu karşılaşmaya Beşiktaş’ın tarafından bakıyorum. Temsil ettiğim camianın hakkını savunmak benim için yalnızca taraftarlık değil, aynı zamanda bir sorumluluktur.
Ancak bizim istediğimiz Beşiktaş lehine ayrıcalık tanınması değildir. Aynı hareket hangi takım tarafından yapılırsa yapılsın aynı kararın verilmesini istiyoruz.
Beşiktaş’ın ilk yarıdaki kötü oyununu eleştirmekten kaçınmıyoruz. Oyuncularımızın ve teknik heyetimizin hatalarını da açıkça konuşuyoruz. Fakat takımımızın hatalarını kabul etmemiz, hakem ve VAR’ın maçın seyrine etki eden yanlış kararlarına sessiz kalacağımız anlamına gelmez.
- dakikada penaltı verilse, skor 2-1’e gelse ve Amedspor kalan yaklaşık 65 dakikayı on kişi oynasaydı bu karşılaşmanın aynı şekilde devam edeceğini kim söyleyebilir?
Beşiktaş’ın ikinci yarıda gösterdiği iyi oyun, Amedspor’un gördüğü kartların sayısı, giderek artacak fiziksel yorgunluk ve sayısal üstünlüğün oluşturacağı baskı birlikte değerlendirildiğinde maçın bütün hikâyesinin değişebileceği açıktır.
Bu yüzden tartıştığımız şey yalnızca verilmeyen bir penaltı değildir. Beşiktaş’ın elinden alınan sayısal üstünlüğü, maça dönüş fırsatını ve liderlik şansını konuşuyoruz.
Beşiktaş kendi hatalarından gereken dersleri çıkarmalıdır. Ancak Türkiye Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulu da bu karşılaşmadaki kararları IFAB oyun kuralları doğrultusunda ciddi ve şeffaf biçimde incelemelidir.
Çünkü adalet istemek ayrıcalık istemek değildir.
Kaynak:
IFAB Futbol Oyun Kuralları – Kural 12: https://www.theifab.com/laws/latest/fouls-and-misconduct/
