MEMLEKETTEN GURBETE… İYİ BAYRAMLAR

Nerede o eski bayramlar

Her bayram yaklaşırken dile getirilen geçmişe özlemi, biraz da serzenişi anlatan “Nerede o eski bayramlar” sorusu, zaman içinde bayramların büründüğü farklı anlamları ortaya koyuyor.  Bayramın isminde ve duygularında değişim olmasa da özellikle büyük kentlerde ”eski” ve ”yeni” bayramlar arasındaki belirgin farklar, her kişiye göre farklılık, çeşitlilik göstermekle birlikte, genel hatlarıyla şöyle sıralanıyor:  Eski bayramlarda, hazırlıklar, tatlı bir telaşla günler öncesinden başlardı. Evlerde bayram temizlikleri yapılır, halılardan perdelere her şey yıkanır, bayramda mis gibi koksun diye bütün ev havalandırılırdı.  İkram edilecek ”bayramın tadı” tatlılar, pastahaneden hazır alınmaz, sini sini baklavalar ve börekler ile yaprak sarmaları, kayısı ve erik hoşafları evde hazırlanırdı. Bayramda geniş aile sofraları kurulurdu.  Kaybedilen yakınlar bayramlarda unutulmaz, arife günü mezarları ziyaret edilerek dualar okunur, mezarların etrafı temizlenip çiçekleri sulanırdı.  Küskünlüklere son verilir, dargınlar barıştırılırdı.  El öpenler daha çoktu, yaşlıların kapısı daha fazla çalınırdı ve henüz apartman dairelerine taşınılmadığı için pencerelerden çocuk sesleri duyulurdu. Bütün mahalleli birbiriyle bayramlaşırdı.  Ziyaret edilemeyen yakınların bayramı telefonla ya da elektronik postayla değil, içine birkaç fotoğraf konulmuş kartpostallar gönderilerek kutlanırdı.  Bayram sabahı top atışı yapılarak, bayramın geldiği müjdelenirdi. 

EN ÇOK DA ÇOCUKLAR BAYRAMI BEKLERDİ

Çocuklar için büyüklerin, akrabaların kucaklarında yaşanan sevgiydi eski bayramlar.  Şimdiki gibi her gün ”duş alma” fırsatı olmadığı için özellikle arife gününden banyo yapılır, bayramlıklar ütülenir, muhakkak yatağın başucuna konur, hatta birkaç kez yerlerinde duruyor mu diye kontrol edilir, yeni elbiselere mutlulukla bakılırdı.  Bayram sabahı erkenden sevinçle, coşkuyla kalkılır, kıt  kanaat alınan  yeni elbiseler, ayakkabılar  giyilirdi. Eskiden çocuklar yeni bir giysi ya da oyuncak istediğinde ”Bayrama az kaldı” denirdi, şimdiki gibi çocuklar ne isterse hemen alınmazdı. Belki de bu yüzden bayramlıklar daha bir kıymetlenirdi.  Erkek çocuklar babalarıyla, dedeleriyle bayram namazına giderdi. Sabah erkenden kalkılan ama uykuyu alamamış bile olsa hiç ”mızmızlanmadan” gidilen bayram namazları sonrası tüm aile büyükten küçüğe sırayla bayramlaşır, hediyeler, harçlıklar verilir, ardından özenle hazırlanmış kahvaltı sofrasına oturulurdu.  Kahvaltıdan sonra hemen sokağa çıkılırdı. Kapı kapı bütün komşular, akrabalar, nineler, dedeler ziyaret edilir, elleri öpülür, gönülleri hoş edilirdi. Büyükler de çocuklara harçlık, şeker, mendil verirdi. Hatta bol harçlık veren komşu, diğer çocuklara haber verilir, o komşunun bayram boyunca kapısından çocuklar eksik olmazdı.  Çocukların ceplerinin dolduğunu bilen seyyar satıcılar bile sırım gibi giyinir, sokakta horoz şekeri, macun, pamuk helva satardı. Mahalle bakkalından Arap kızı sakızı, biraz sonraki dönemlerde ”Tipitip” sakızlar alınır, laklaklar, çatapatlar, mantar, maytap, torpiller çocukların sevinç seslerine karışırdı.  Bilgisayar başında yalnız oynanan oyunlar yerine sokakta akranlarla çelik çomak, misket, kuyu kazmaca, kovalamaca, dokuz kiremit, saklambaç, evcilik oynanırdı.  Şehrin belirli meydanlarına bayram çadırları kurulur, gösteriler düzenlenir, Karagöz-Hacivat oynatılırdı.  Özetle, herkesin ”Nerede o eski bayramlar” derken hatırladığı anılar farklılık gösterse de eski bayramlara dair ortak hisler, yaşam alışkanlıkları, gelişen teknolojiyle birlikte değişen insanların, elektronik ortamda ”yüz yüze sıcaklıktan” uzaklaşıldığı yönünde. Ve görünen o ki, biraz eskiye özlemi, biraz da toplumları ”hoş” kılan bazı geleneklerin etkisini yitirmesine duyulan serzenişi içeren ”Nerede o eski bayramlar” sözü lügatlardan hiç çıkmayacak. 

ŞİMDİ BAYRAMLAŞMALAR BİRAZ DAHA ‘TEKNOLOJİK”

Günümüzde, özellikle de yoğun iş temposu nedeniyle bayramlar tatil ya da dinlenme fırsatı olarak değerlendiriliyor. ”Çekirdek aile”nin hısım akraba ziyaretleri yapmak yerine tatile çıkması ve bu yüzden de el öpenlerin azalması sonucu büyüklerin bayramları daha bir ”buruk” geçiyor.  ”Apartman hayatı”yla birlikte komşusunun kapısını belki de hiç çalmayan ”şehirliler”, bayramlarda komşu ziyaretlerini de neredeyse unutur oldu.  Ziyaret edilemeyen yakınlara içinde fotoğrafların olduğu kartpostal göndermenin yerini, telefonla ya da elektronik postayla yapılan bayramlaşmalar aldı.  Özellikle büyük kentlerde yaşayan çocuklar, mahallede kapı kapı dolaşıp bayramlaşmak, topladıkları harçlıklarla aldıkları oyuncaklarla hep birlikte oynamak yerine, bayramı bilgisayar başında ve televizyon karşısında geçiriyor.  Yeni alınan gıcır gıcır bayramlıklar, çocuklarda eski heyecanı yaratmıyor, çünkü günümüzde çocukların her istediği anne babalar tarafından hemen alınıyor.  Bayramın ziyaret yerine tatil ve dinlenme konseptine bürünmesiyle, evlerde hazırlanan bayram tatlıları da yerini ”ev tipi hazır tatlılara” bıraktı.

Hele ki son iki yıldır en yakınlarımızla bile bayramlaşamıyoruz. Bayramları fırsat bilip tatile gidip dinlemek şöyle dursun evlerimizden çıkamıyoruz hatta anne babalarımızı, yakınlarımızı ancak uzaktan görebiliyoruz.  İki yıldır hep aynı diyorum kendi kendime. Acaba son yıllardan eski yıllara bir özet çıkartabildik mi? diye. Ama bakıyorum ki yine özet çıkarmak bir yana ders bile çıkardığımızdan şüpheliyim.

 Sözün özü bayramlar değişmedi Biz insanlar değiştik. Kendi için yaşayan, merhametsiz, vicdan hesabı yapmayan, Saygı, sevgi, dürüstlük dilini konuşmayan bir insan topluluğu olduk. Hadi dönelim kendimize bakalım neyi yanlış yapıyorum nede eksik kalıyorum diye derken! MEMLEKETTEN GURBETE  İyi Bayramlar..

Gazeteci, Psikolojik Danışman, Iletişim Uzmanı

SAADET YÖRÜKÇÜ