SİVAS MADIMAK 30  YILINDA HALA YANIYOR!!!

Sivas’ta öldürülen ikisi otel görevlisi olmak üzere, 35 insanın ölümünün üzerinden tam 30  yıl geçti. Geçen bu süre zarfında, Sivas 1993 hala yüreklerimizde kanayan bir karanfil olarak yanmaya devam ediyor!!!

Acılar, hepimizin insanlığın ortak acılarıdır. Sivas Madımak’ da ve ardından Erzincan’ın Başbağlar köyünde de yaşanan acı olaylar yüreklerimizi dağlıyan ortak acılarımızdır.

Yorum/Değerlendirme: Ali Akdemir

O GÜN BENDE YANDIM!!!


”O gün bende bende yandım…

Alevden bir harmandı tüm yanım yörem,

Kızgın bir saç konmuştu ayaklarımın altına,

Başıma ateşten bir yağmur yağıyordu.

Korlaşmış bir demirden çubuktu elimdeki kalem,

Kaynar kazandı fokurdayan yüreğim.

O gün bende yandım…

Topladığım yıldızları düşürdüm birer birer,

Dibi görünmez bir kuyuya yuvarlandım..

Başım aşağıda, ayaklarım yukarıda, topaç gibi dönmeye başladım.

Karnım gerildi, göğsüm şişti, soluğum kesildi.

Dudaklarım çatladı, Düş değil gerçekti yaşadıklarım…

SİVAS 1993 HALA YÜREKLERİMİZDE KANAYAN BİR KARANFİLDİR!

Çünkü; Mart 2012 tarihinde, Sivas katliamı insanlık suçu, sayılmayarak, dava zaman aşımı sebebiyle düşürüldü.

İnsanı insan yapan değerlerden birisi de, tarihte yaşanılan acılara karşı yüreklerimizde aynı acıları hissedebilmek, aynı duyarlılığı gösterebilmektir. Yaşamda öyle anlar vardır ki, adeta insanlık sınavı veririz. Böylesi anlarda insan olmanın kriterleri işler. İşte o an yüreğimizin, vicdanımızın sesini dinleriz. İşte ‘ İnsanlık suçlarına karşı çıkmak ’ talebi de bir arada yaşama kültürünü tahrip eden, anlayışların üzerine gidebileceğimiz, yaşanılan acılara karşı ortak tavır gösterebileceğimiz somut haklı bir taleptir.

“O GÜZEL İNSANLAR, GÜZEL ATLARA BİNİP GİTTİLER”

Bundan tam 30 yıl önce Sivas’ta Madımak otelinin yakılması sonucu, 33 güzel insan katledildi. 20 Asrın insanlık ayıbı olarak, tarihe kara bir leke olarak geçen bu menfur olaydan dolayı, hala Sivas yüreklerimizde kanayan bir yara olarak yaşamaktadır. 2 temmuz 1993 yılında Sivas’ta yanan ateş düştüğü yeri yakmakla kalmadı, yüreği insanlıktan, kardeşlikten, barıştan dostluktan yana çarpan yürekleride acımasızca yaktı, katletti.. 2 Temmuzda Sivas’ta bir bütün olarak insanlık yara almış, yanmıştır.

HAYATI PAYLAŞMAK İÇİN ENGEL YOK!!!

Acının dili, rengi, cinsiyeti, etnik kökeni, milliyeti olmaz!!!

Acı hepimizin ortak acısıdır. Toplum olarak, yaşanmış acıların izlerini hep beraber silmek, bertaraf etmek istiyorsak, “yeter artık!” diyerek ortak değerlerimize sahip çıkalım. Sivas’ta yaşanılanları, gelecek nesillere unutturmamak için insanlık düşmanı katliamlara karşı sesimizi ve tepkimizi daha yüksek olarak dile getirelim.

Sivas’ta 1993 yılında çıkarılan yangının üzerine hep beraber, el ele gidelim. Bu konuda her sessizlik, her kanıksama, her kabulleniş, yangını daha da büyütecektir.

ACININ RENGİ OLMAZ

İnsanların dilinden, renginden, etnik kökeninden, cinsiyetinden, engelinden, dolayı ayrımcılığa uğramasına karşıyım. Bizler bir bütün olarak her türlü ayrımcılığın önünde, insanların ötekileştirilmesi anlayışlarının önünde karşı bir duruş içersinde olmalıyız. Bu konuda yapılan etkinliklere katılmayı, sesimizi yükseltmeyi tarihsel bir görev ve sorumluluk olarak görmekteyim..