SONGÜL KUNDAKÇI ENGEL TANIMIYOR!

Zonguldak’ın Kozlu ilçesinin, Çayırcık köyünde 1967 yılında yoksul bir ailenin, en küçük çocuğu olarak hayata merhaba diyen, Songül Kundakçı’nın yaşamı hep acılar ve sıkıntılar içersinde geçmiştir

Haber: Ali Akdemir

Hasan ve Ayşe çiftinin dördü kız, ikisi erkek, toplam 6 çocuğunun en küçüğü olan Songül, daha bir yaşındayken geçirdiği ateşli bir rahatsızlıktan dolayı, çocuk felci olur. Talihsizlik daha o yıllarda yakasına yapışır ve uzun yıllarda bırakmaz. O andan itibaren artık hayat onun için ağlarını talihsiz bir biçimde örmüştur. Songül’ün ondan sonraki yaşantısı adeta cehenneme dönüşmüştür. Ailenin belkide imkanları olsa o tedavi olup iyileşebilecekken, öyle olmamış, o artık ondan sonraki yaşantısını birilerine bağımlı olarak, engelli birey olarak sürdürmek zorunda kalmıştır.

En Büyük Hayali Okuyup Öğretmen Olmaktı

Onun en büyük hayali okuyup öğretmen olmaktı. Fakat ailesi onun okula gitme isteğini yerine getiremez. Ama çevrenin zorlaması ve songülün aşırı ısrarı üzerine, songül onüç  yaşındayken ailesi tarafından iki aylık okuma yazma kursuna yazdırılır. Annesinin sırtında, köyde ancak bir ay kursa katılabilen Songül, buna rağmen okuma yazmayı öğrenir. Ondan sonrası ise, dört duvar arasına hapsolan bir yaşam öyküsü.  Songül, artık dışarının havasına tenefüs edemez olur, hayat onun için dört duvar arasında geçmeye başlar.

Oda yaşıtları gibi okula gitmek, koşup oynamak, gülmek, güneşin doğuşunu, batısını seyretmek ister. Ama istekleri gerçekleştirebilecek ortamı asla bulamaz. Babası sürekli çalışmak zorundadır, anneside rahatsız olduğu için onu taşıyıp dışarıya çıkartamaz. Onun o dönem bir tekerlekli sandalyesi bile yoktur. O zamanının önemli bir kısmını yerde sürünerek geçirir. Kendi anlatımıyla, bazen uzun zaman yemek yemez ve hasta olur ve ailesi tarafından zorunlu olarak, köyden, zonguldaka hastahaneye götürülür. Hastane yolculuğu onun en keyif aldığı anlardır. Yol boyunca güneşi görmesi, dışarının havasını soluması, insanları görmesi, onu sonsuz derecede mutlu kılar. Sadece dış dünyayla temas edebilmek için hasta olma numarasını yılda birkaç kez tekrarlar. O engelinden dolayı çevresinde sürekli horlanır, dışlanır bazen de görmezlikten gelinir.

 Yaklaşık 30 yıla yakın ömrü bu şekilde, monoton, sıkıntı, acılar içinde, insan yerine konulmayarak geçer.

Hamburg’ta Yeni Bir Dönem

Yaşamının son yıllarını kendisine yardım eli uzatan insanların katkılarıyla  Hamburg’da devam eden, Songül Kundakçı, “Hayal edebiliyorsan yaparsın” sözünü kendine ilke edinerek, yaşamını sürdürdüğü Hamburg’da  engel tanımayarak yaşantısına yeni başarılar ekleyerek  devam ettiriyor.

 Çok Hayal ettiği kendi evine  Hamburg’da kavuşan Songül Kundakçı,  hayatında ilk kez Hamburg’da oy verme sevincini de yaşar. Okuma yazmayı sonradan öğrenen ve el becerileri ile ilgili bir kitabı da yayınlanan engel tanımayan öykü kahramanımız  yaşadığımız pandemi döneminde  online olarak  Riccon İlhan Doğan hocadan, Aile Danışmanlığı ve Yaşam Koçu eğitimleri alır. Bu eğitimlerin bir ön aşamasını başarıyla tamamlayarak  “Relationship Coaching” sertifikasını alır. 

Engel tanimayan Songül Kundakci,  artık Hamburg’a bağlı Harburg semtinde 2 odalı evinde mutlu ve huzurlu bir şekilde, yaşantısının bundan sonra kalan dönemini, önüne koyduğu hedefler doğrultusunda devam ettiriyor. Önüne koyduğun hedeflerin ne sorusunu ise,  kendi yeteneklerinin sonucu ürettiği ürünleri sergileyebileceği bir sergi açmak, iyice almanca öğrenip kendi sorunlarıyla uğraşmayı, ayrıca danışmanlık mesleğini tam olarak öğrenerek, kendi durumunda olan zorda kalan insanlara danışmanlık hizmeti vermeyi ve anıların kaleme aldığı ikinci kitabını çıkarmak istediğini belirtiyor.

Mutlu son, sadece klasik Yeşilçam filmlerinde olmuyor, bazen Songül Kundakçı’nın gerçek yaşam öyküsünde olduğu gibi, öykünün sonu mutlu noktalanabiliyor.

Kendi yaşantısına pozitif olarek  katkı sunanlara da teşekkür eden Songül Kundakçı’ya yaşantısında başarı ve mutluluklar dileriz.